İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Makale: Kokusuz Bir Mekân Yarım Kalmış Bir Hikâyedir…

Kokusuz Bir Mekân Yarım Kalmış Bir Hikâyedir…

Bazı hatıralar gözlerimizi kapattığımızda değil, bir kokunun içinden geçerken geri döner ve kendini hissettirir. Koku duyusu öylesine güçlü bir seviyededir ki; insanlar, yaklaşık 10.000 farklı kokuyu algılayabilmektedir. Latince “fumum” olarak bilinen koku, günlük kullanımda “duman” manasına gelir. Parfüm sözcüğü ise buradan hareket ile Latince “tamamıyla uçucu” anlamına gelen “per fumum” kelimesinden türemiştir. Canlılar dünyasında da önemli bir haberleşme aracı olan koku, mükemmel bir sinyal niteliği taşır. Bitkilerden diğer birçok canlıya kadar koku sayesinde haberleşen canlılar kozmosun gizli diliyle hayat bulurlar.

Çocukluğun bir yaz akşamı, henüz kurumuş çamaşırların arasından geçen sabunun o saf ve temiz kokusu… Ya da eski bir evin kapısını araladığınızda yüzünüze çarpan hafif nem ve ahşap karışımı o tanıdık his… Kokular, uzam ve zaman arasında mükemmel bir iletişim aracıdır. Hatırlamanın en eski öğretisidir. 


Gelecekte Hatırlayacağınız Bir Ânı Tasarlamak

Nörolojik olarak bakıldığında koku, beynin hafıza ve duygu merkezine doğrudan bağlanır. Bir parfüm, bir kolonya, bir mum ya da bir oda kokusu yalnızca bulunduğu ânı değil, geçmişin katmanlarını da beraberinde taşır. Tabii burada sadece asıl mesele bilim değildir. Mesele, insanın kendi içindeki biyofilik belleğe ve arşive nasıl dokunduğudur.

Bir mekâna yerleştirilen koku, aslında o mekânın gelecekte nasıl hatırlanacağını belirler. Kokular her şekilde bir anlam taşıyıcısıdır. Bir markadır, bir logodur, bir betimlemedir. Mağazalarda ve çeşitli ortamlarda kullanılan kokular da bizlere bunu göstermektedir. Koku tasarımları, ziyaretçilerin o mekânla ile zihinsel ve duyusal bağ kurmasını sağlar. Bunu da kokular sayesinde yapar. Bu yüzden kokulu bir mum yaktığınızda sadece odanızı, iş yerinizi, ortamlarınızı değil, gelecekte hatırlayacağınız bir ânı da tasarlarsınız.


Bir Kimlik Olarak Koku: Mekânın İmzası ve Kimliği

Herkesin bir stili olabilir. Çok basit şekilde bunu kendince oluşturabilir. Fakat çok az insanın bir kokusu vardır. Zira koku, kimliğin en güçlü ifadelerinden biri olarak karşımıza çıkar.
Bir insan gibi, bir mekân da tanınabilir ve en önemlisi sonradan da hatırlanabilir olmalıdır.

Fransız moda tasarımcısı ve Chanel markasının kurucusu Coco Chanel’in sözünü hatırlayalım: “Bir kadın koku (parfüm) sürmüyorsa, geleceği yoktur…” 

Bu iddialı cümle bugün mekânlar ve yaşam alanları için de geçerli. Kokusuz bir mekân, yarım kalmış bir hikâyedir. Bir evin, bir ofisin, bir mağazanın kendine ait bir kokusu olduğunda, o yer sadece bir alan olmaktan çıkar ve bir deneyime dönüşür. Markasal bütünlüğün en önemli parçalarından biri haline gelir. Dolayısıyla insanlar her daim yaşadıkları deneyimleri hatırlar.

 

TÜM YAZILARI KEŞFET

Bir Pipo Değil, Bir Suç Duyurusu! René Magritte'in Sessiz İsyanı - CHERX

Bir Pipo Değil, Bir Suç Duyurusu! René Magritte'in Sessiz İsyanı

“Ceci n'est pas une pipe”  “Bu bir pipo değildir” Bir tuvalin üzerinde kahverengi, tıknaz, gövdesi parlatılmış bir pipo. Altında, itinayla yazılmış zarif bir el yazısı: “Ceci n'est pas une pipe.” B...

Daha fazlasını oku
Koku ve Mutluluk, Geçmiş ve Gelecek - CHERX

Koku ve Mutluluk, Geçmiş ve Gelecek

Bir mekâna adım attığınızda sizi ilk karşılayan çoğu zaman bir koku olur. Mîmârî detaylar ile yüzleşmeden önce mutlaka bir koku sizi o mekânın içine çeker. Koku duyumuzla o ortamı yeniden inşâ eder...

Daha fazlasını oku
Wabi-Sabi, Hygge, Lagom: Mükemmelsizliğin Dünya Estetiği - CHERX

Wabi-Sabi, Hygge, Lagom: Mükemmelsizliğin Dünya Estetiği

Üç farklı coğrafya, üç farklı dil…  Ama hepsi aynı şeyi söylüyor. Evde huzur; mükemmellikte değil, gerçekliğin içindedir. Japonya’da kırılan bir nesne, örneğin bu çatlamış bir seramik kase olsun, a...

Daha fazlasını oku