İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Makale: Görünmeyen Bir Mimarlık: Minimalist ve Fenomenolojik Yaklaşımlar

Görünmeyen Bir Mimarlık: Minimalist ve Fenomenolojik Yaklaşımlar

İç mimarlık uzun süre duvarlar, objeler ve renkler üzerinden konuşuldu. Çeşitli tasarım trendleri iç mimariye yön verdi, şekillendirdi. Her iç mimar, kendi ekolü ve sanat anlayışı üzerinden mekânların ruhuna nazik dokunuşlar yaptı. Oysa bugün, tasarımın en güçlü katmanı, “görünmeyen” olanda kendini gösteriyor. Bir ortamı ne kadar çok doldurduğunuz değil, nitelikli bir şekilde ne kadar anlam dolu hissettirdiği ön plana çıkıyor.

Her mekânın kendine özgü bir ruhu vardır. Bu ruh çoğu zaman gözle değil, sezgiyle algılanır. Duyular ön plandadır. “Duyuların Mimarı” olarak anılan İsviçreli mimar Peter Zumthor, mimarlığın yalnızca form değil, atmosfer olduğunu söyler. Zumthor’a göre iyi bir mekân, içine girildiğinde hissedilen ama tarif edilmesi zor bir yoğunluk taşır. Peter Zumthor; minimalist ve fenomenolojik yaklaşımıyla bilinen ve malzeme kalitesine, duyusal deneyim ile atmosfere odaklanan bir mimardır. Öyle ki İsviçre’deki çalışmalarını kendi “küçük ofisinde” sürdürmektedir.

“Mimarın Soluğu” adlı kitabında İhsan Bilgin, Peter Zumthor’un çalışma biçimini şu şekilde ifade ediyor:

“…[tasarımcı] dikkatini durumun kendisine yöneltirse, ilhamını durumun biricikliğinden alırsa, güneşin her doğuşuna, ağacın her kesitine, insanın her akşamki haline dikkat kesilmeyi bilirse, bakmaya, işitmeye, koklamaya, tatmaya, dokunmaya açıksa, bunları otomatiğe almamışsa, özgül durumların kendilerine bir kere açıldı mı tekrarlanan hiçbir şey, hiçbir an olmadığının farkındaysa, işte bu açıklık durumu içinde gerçekleştirme iddiasındadır üretimini.” (Mimarın Soluğu, s.43.)


İyi Tasarlanmış Bir Koku Görünmeyen Mimarlığın Gizli Öznesidir

İhsan Bilgin’in aktarımlarından hareketle bu yoğunluğun en güçlü araçlarından biri de kokudur. Çünkü koku, mekânın görünmeyen yüzeyidir. Zira duvarlar sınır çizer, ışık yön verir. Koku ise mekânın içine işler. İçten içe duyulara nüfuz eder, ortamı betimler. Bir oda kokusu ya da kokulu mum, mimari bir müdahale olarak görülebilir. Ama görünmez olduğu için de çoğu zaman fark edilmez. Bu sebeple iyi tasarlanmış bir koku, fark edilmeden hissedilen bir tasarım mükemmel bir yansımasıdır. Elbette bu amaçla kullanılan objelerin tasarımsal yanları, düşünce odaklı yaklaşımları ve vaat ettiklerini de unutmamak gerekir.

Bu noktada “fenomenolojik yaklaşım” kavramını biraz açımlamak gerekirse, bireyin olayları kendi öznel bakış açısı ile anlamlandırması ve yorumlamasıdır denilebilir. Bu yaklaşım, her bireyin dış dünyayı kendisine özgü bir formda algılamasıyla ilişkilidir. Birey dış gerçekliği değil, dış gerçekliğin kendisinde oluşturduğu algıyı anlar, anlamlandırır ve dış dünyaya kendi penceresinden bakar. Olay ve durumlara verilen tepki gerçeğe dönük değildir. Gerçeğin algısına yönelik bir durumdur. Başka bir deyişle, bu yaklaşım; “fenomenolojik tasarım” olarak da ifade edilebilir.

 

TÜM YAZILARI KEŞFET

Sönmeyen Bir Ritüelin Anatomisi ve Mum Işığının Felsefesi - CHERX

Sönmeyen Bir Ritüelin Anatomisi ve Mum Işığının Felsefesi

Ateş neden hâlâ büyüler? Neden hâlâ bir yaşam kaynağıdır? Mumun yüzyıllar içinde nasıl bir kültür nesnesine, bir felsefe aracına, bir dekorasyon manifestosuna dönüştüğü üzerine çok fazla şeyler söy...

Daha fazlasını oku
Marcel Proust ile “Kayıp Zamanın İzinde” - CHERX

Marcel Proust ile “Kayıp Zamanın İzinde”

Neden bir koku, bir fotoğrafın asla yapamayacağı şekilde sizi zamanda geriye götürür? Fotoğraflar, onları gördüğümüzde zihin belleğimizde bir spot ışık yanar. Hatıralar bir bir çekilir geçmişten.  ...

Daha fazlasını oku
Duyuların Dekorasyonu: Bir Oda Yalnızca Görünmez, Duyumsanır - CHERX

Duyuların Dekorasyonu: Bir Oda Yalnızca Görünmez, Duyumsanır

Maksimalizmden Japandi’ye, tekstürden aydınlatmaya çağdaş yaşam estetiği artık beş duyuyu birlikte tasarlıyor. Duyuların dekorasyonu ile bir oda görünmekten çok daha öteye geçiyor. 2025 yılından gü...

Daha fazlasını oku