İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Makale: Kokunun Mîmârisi: Bir Mekânı Dönüştüren Görünmez Güç

Kokunun Mîmârisi: Bir Mekânı Dönüştüren Görünmez Güç

Hiç düşündünüz mü; bir mekânın ruhunu en çok ne şekillendirir? Boyası mı, mobilyası mı, yoksa kokladığınızda hissettirdiği mi? Henüz karar vermeyin. Gerçi karar vermek zorunda da değilsiniz. Akışına bırakın. Çünkü yolculuk henüz yeni başlıyor.

Bir mekâna ilk adımı attığınız an, gözleriniz hâlâ bir uyum arıyor olsa da burnunuz çoktan bir karar vermiştir. Bir çiçek mi, eski kitap mı, ıslak taş mı, yanmakta olan odun mu? Bu koku, mekânı tanımlamadan önce mekânı hissettirmiştir size. Modern iç mimari, on yıllardır görsel dengelere, renk paletlerine ve malzeme seçimlerine odaklandı. Ama şu an yaşanan dönüşüm çok daha derin bir yerde başlıyor. Burnumuzda...

Çağdaş tasarımcılar artık bir evi ya da ofisi tasarlarken “koku haritası” oluşturmaya başladılar. Bu kavram, bir mekânın farklı bölgelerini birbirinden ayıran ya da birbirine bağlayan görünmez bir bütünlük sistemidir. Yatak odasına geçerken taşınan bir amber ve sandal ağacı kokusu, mutfaktan yayılan bergamot ve yeşil çay esintisi… Ki bunlar artık tesadüf değil, bilinçli seçimlerden oluşuyor. Koku, bir mimari eleman olarak ele alınmaya başlandı.

“En sofistike mekanlar artık yalnızca görsel değil, olfaktif bir kimliğe sahip. Ev, kokladığında kim olduğunu anlatır...”

Kokunun Yolu

Son zamanlarda iç mimarlık dünyası, “tasarım artık yalnızca gözlere hitap etmiyor” görüşünde birleşmeye başladı. “Duyusal tasarım” adı verilen bu yaklaşım, bir mekânın doku, ışık, ses ve koku katmanlarını birlikte ele alıyor. Dokusal duvarlar dokunma duyusuna, kadife perdeler ses akustiğine, sarı ışık ısı hissine katkı sağlarken, koku; tüm bu katmanların üzerinde asılı kalan o soyut birleştirici olmaya devam ediyor.

Japonya’nın “kōdō”* geleneğinden Arap dünyasının “buhur” ritüellerine kadar pek çok kültür, kokunun mekânı şekillendirme gücünü çok önce keşfettiler. Batı iç mimarlığı ise bu bilgeliği ancak şimdi, bir trend olarak değil, bir gereklilik olarak benimsemeye başlıyor.

* Kōdō (香道), kelime anlamıyla “Kokunun Yolu”, Japonya’da tütsü kokularını sadece koklamak değil, onları derinlemesine “dinlemek” ve “takdir etmek” üzerine kurulu geleneksel ve estetik bir sanat disiplinidir.

Koku, iç mekânda görünmez bir tasarım katmanıdır

Tasarımcıların “scent stacking” (koku katmanlama) olarak adlandırdığı pratik, parfümörlerin uzun yıllardır uyguladığı şeyin ev ölçeğine taşınmasından başka bir şey değil. Oturma odasında yanan derin bir tütün ve meşe reçinesi kokusu, koridorda karşılaşılan misket limonu ve beyaz çay notasına akarken, yatak odasına ulaştığınızda çiçeksi esintilerin ve pamuğun sizi karşılaması… İşte bu katmanlı geçişler, bir romanın bölümleri gibi farklı duygusal tonlar kurar. 

Koku, evin öyküsünü yazar. Sessiz bir anlatıcı gibi sizi yönlendirir, sakinleştirir ya da uyandırır. Koku, iç mekânda görünmez bir tasarım katmanıdır. Bir mekânı dönüştüren görünmez güçtür. Bu yüzden doğru kokuyu seçmek, duvar rengini ve dekoratif ürünleri seçmek kadar ciddi bir estetik karardır. Bir mekân görsel, dokunsal ve görsel olduğu kadar olfaktif ve duyusal bir katmandır. Âdeta zihinsel bir duyu mimarisi inşâ edilir. Görünmez ama uyandırdığı his mekânı şekillendirir. 




TÜM YAZILARI KEŞFET

Bir Pipo Değil, Bir Suç Duyurusu! René Magritte'in Sessiz İsyanı - CHERX

Bir Pipo Değil, Bir Suç Duyurusu! René Magritte'in Sessiz İsyanı

“Ceci n'est pas une pipe”  “Bu bir pipo değildir” Bir tuvalin üzerinde kahverengi, tıknaz, gövdesi parlatılmış bir pipo. Altında, itinayla yazılmış zarif bir el yazısı: “Ceci n'est pas une pipe.” B...

Daha fazlasını oku
Koku ve Mutluluk, Geçmiş ve Gelecek - CHERX

Koku ve Mutluluk, Geçmiş ve Gelecek

Bir mekâna adım attığınızda sizi ilk karşılayan çoğu zaman bir koku olur. Mîmârî detaylar ile yüzleşmeden önce mutlaka bir koku sizi o mekânın içine çeker. Koku duyumuzla o ortamı yeniden inşâ eder...

Daha fazlasını oku
Wabi-Sabi, Hygge, Lagom: Mükemmelsizliğin Dünya Estetiği - CHERX

Wabi-Sabi, Hygge, Lagom: Mükemmelsizliğin Dünya Estetiği

Üç farklı coğrafya, üç farklı dil…  Ama hepsi aynı şeyi söylüyor. Evde huzur; mükemmellikte değil, gerçekliğin içindedir. Japonya’da kırılan bir nesne, örneğin bu çatlamış bir seramik kase olsun, a...

Daha fazlasını oku