İçeriğe geç

Sepet

Sepetiniz boş

Makale: Marcel Proust ile “Kayıp Zamanın İzinde”

Marcel Proust ile “Kayıp Zamanın İzinde”

Neden bir koku, bir fotoğrafın asla yapamayacağı şekilde sizi zamanda geriye götürür? Fotoğraflar, onları gördüğümüzde zihin belleğimizde bir spot ışık yanar. Hatıralar bir bir çekilir geçmişten. 

Peki ya koku? 

Onun anahtarı ellerimizdedir. Duyumsadığımız an kilidini açar ve özgür bırakırız. Koku hafızası öylesine güçlüdür ki, yaşamlarımızı ve yaşam alanlarımızı bir anda dönüştürür.

Düşünün; büyükannenizin evinden bir koku taşınmış olsaydı; lavanta, eski ahşap, belki tahin ya da ıhlamur… Ve bugün ansızın karşılaşsaydınız o kokuyla ne olurdu? Büyük ihtimalle donup kalırdınız. Çünkü bu koku bir resim çizmez, deklanşöre basmaz, bir ses çıkarmaz. Sizi doğrudan oraya götürür. O evin havasına, güneşin pencereden girişine, o ânın tam sıcaklığına. Anıyı değil, anıyı yaşama hissini geri getirir.

İşte buna “Proust etkisi” deniyor. 

Marcel Proust’un ıhlamur çayına batırılmış madeleine (madlen) keki kokusuyla çocukluğuna döndüğü o meşhur romanın sayfalarından… “Kayıp Zamanın İzinde" romanında anlatıcı, ıhlamura batırılan madlen kekinin tadı sayesinde çocukluğuna dair derin hatıraları anımsar. Bu olay edebiyatta istem dışı belleğin en meşhur örneğidir. Tabii bu yalnızca edebî bir mecaz değil, nörolojik bir gerçektir de aslında. Bilinçli çaba olmadan ortaya çıkan hatırlama biçimidir. 

Bu olguya bilimsel bir yaklaşımla bakacak olursak; koku sinyalleri, diğer duyuların geçtiği bilinç filtrelerini atlayarak doğrudan limbik sisteme, yani duygu ve hafıza merkezine ulaşıyor. Tek duyumuz bu. Ve bu yüzden koku, en dürüst ve samimi duyumuzdur diyebiliriz. Bizi aldatmaz, bize bizi hatırlatır.

Bir fotoğraf sizi hatırlatır. Bir koku sizi gerilere götürür. Fark ise yüzeysellik ile derinlik arasındaki farktır. Biz derin olana tâlibiz…

Ev Kokusu: Kimliğin Olfaktif Portresi

Her evin kendine özgü bir kokusu var ve bu koku, o evde yaşayanların sizi fark etmediği ama ilk kez girenin hemen hissettiği bir hüviyettir. Aslında siz o evi tasarlarken, bir de koku kimliği oluşturuyorsunuz. Elbette çoğunlukla bilmeden... Pişirilen yemekler, kullanılan sabunlar, açık kalan kitaplar, balkondaki bitki toprağı vesaire… İşte bunlar birikip o evin imzasını oluşturuyor.

Bilinçli olarak seçilmiş bir ev kokusu ise bu kimliği kurmayı mümkün kılıyor. Bir oda kokusu ya da yavaş yanan bir mum, zamanla o evin hafıza izine dönüşüyor. Yıllar sonra çocuklarınız, o kokuyu taşıyan bir nesneyle karşılaştıklarında sizi, evlerinizi, güvenliklerini hissedecekler. 

Bu, dekorasyonun çok ama çok ötesinde bir şey… Çünkü dekorasyon yalnızca gözle değil, bellekle de yapılır. 

İşte bu bu durum duyusal araçlarla bırakılan “duygusal miras” niteliği taşıyor. Ve belki de ömrümüz boyunca bizi ve çevremizi şekillendiriyor. Tıpkı Marcel Proust’un ıhlamur çayına batırılmış madlen keki kokusuyla çocukluğuna döndüğü o meşhur romanının sayfalarındaki gibi…

TÜM YAZILARI KEŞFET

Sönmeyen Bir Ritüelin Anatomisi ve Mum Işığının Felsefesi - CHERX

Sönmeyen Bir Ritüelin Anatomisi ve Mum Işığının Felsefesi

Ateş neden hâlâ büyüler? Neden hâlâ bir yaşam kaynağıdır? Mumun yüzyıllar içinde nasıl bir kültür nesnesine, bir felsefe aracına, bir dekorasyon manifestosuna dönüştüğü üzerine çok fazla şeyler söy...

Daha fazlasını oku
Marcel Proust ile “Kayıp Zamanın İzinde” - CHERX

Marcel Proust ile “Kayıp Zamanın İzinde”

Neden bir koku, bir fotoğrafın asla yapamayacağı şekilde sizi zamanda geriye götürür? Fotoğraflar, onları gördüğümüzde zihin belleğimizde bir spot ışık yanar. Hatıralar bir bir çekilir geçmişten.  ...

Daha fazlasını oku
Duyuların Dekorasyonu: Bir Oda Yalnızca Görünmez, Duyumsanır - CHERX

Duyuların Dekorasyonu: Bir Oda Yalnızca Görünmez, Duyumsanır

Maksimalizmden Japandi’ye, tekstürden aydınlatmaya çağdaş yaşam estetiği artık beş duyuyu birlikte tasarlıyor. Duyuların dekorasyonu ile bir oda görünmekten çok daha öteye geçiyor. 2025 yılından gü...

Daha fazlasını oku